Bildiğiniz gibi arkadaşlar Google+ açıldı . Ve şansa davetiye üzerinden siteye girdim . Gmail hesabınız ile üye oluyorsunuz ve Google+ ' a katılıyorsunuz . Henüz deneme aşamasında olan plus , Facebook ile yarışacak gibi duruyor . Android OS işletim sistemi olan kullanıcılar Türkiye üzerinden uygulamayı yükleyemiyorlar , sanırım.Umarım , Google'a karşı açılan bir savaş daha değildir .
Gel gelelim fasulyenin faydalarına , Ne var bu https://plus.google.com/ da ?
Birşey paylaşacaksınız bunu diğer gruplarınızdan gizleyebilirsiniz .
Paylaşırken bu gibi kısıtlamalar yapabilirsiniz.
Gel gelelim grup chat olayına :)
Grup chat demesek de olur grup video chat evet yanlış duymadınız ...
Görüntülü konuşma böyle oluyor.
Evet gelelim , son olayımıza ...
+1 olayı bulunuyor
Bu da bildiğiniz gibi beğendiniz birşey varsa +1 logosuna basıyorsunuz ve işleminiz bitiyor. -1 i çıkarırlar mı bilmiyorum:)
Şimdilik anlatacaklarım bu kadar.
İyi akşamlar ...
BİLİŞİM DÜNYASI
Cumartesi, Temmuz 09, 2011
Cumartesi, Temmuz 02, 2011
Çarşamba, Haziran 29, 2011
Pazartesi, Haziran 27, 2011
Devlerin büyük savaşı !!!
Çok değil, 15 yıl öncesine kadar cep telefonları çoğu insan için bir lükstü. Bugün ise kullanıcılar, cep telefonu değil, adeta bir bilgisayar gibi iş gören akıllı telefonlara yöneliyor.
Hayatımıza girdiği günden bu yana elimizden düşürmediğimiz cep telefonları, bugün için artık salt telefon görüşmesi veya mesajlaşmaya imkan vermiyor; son kullanıcının birçok işlemi yine kendisi üzerinden halledilebilmesine olanak veriyor.
İlk kullandığım telefon, ki 14 sene öncesinden bahsediyorum, Ericsson’ın ismini hatırlamadığım bir modeliydi. Üzerinde anteni olan ve oldukça ağır yapıdaki bu telefonla görüşme yapabiliyor, SMS yani kısa mesaj gönderebiliyordum. O günlerde cep telefonları ve bu sade özellikleri biz son kullanıcılar için büyük önemi vardı. Ancak yıllar geçtikçe telefonlar da bilgisayarlara benzemeye, bilgisayarların özelliklerini kullanıcıya sunmaya başladı. Artık telefonların kamerasıyla fotoğraf çekebiliyor, internete girip dilediğimiz web sitelerinde dolaşabiliyorduk. Elbette teknoloji olduğu yerde kalmıyor hiçbir zaman. Bu da yeterli gelmeyince dokunmatik arabirimli telefonları görmeye başladık. Artık tuşlara basmak için klavyeye ihtiyacımız yoktu; çünkü dokunmatik ekranlar bu zorunluluğu da ortadan kaldırmıştı. Önceleri telefon satın alırken kullanıcının fazla bir seçim yapma şansı yokken, bugün onlarca farklı özelliği arasından kullanıcının seçim yapması epey güç bir hale geldi.
Son kullanıcı cephesinde durum böyle… Ancak telefon üreticileri de bugün çok daha zor şartlarda ayakta kalmaya çalışıyor. 20 sene öncesinde birkaç telefon
üreticisi rekabet halindeyken, bugün irili ufaklı onlarca şirket, ürünleriyle son kullanıcıya ulaşıyor. Rekabetin kızışması ise son kullanıcıya yarıyor; zira artık en ucuz telefonu piyasaya sürmekle iş bitmiyor; son teknolojiyi de üreticilerin yakalaması gerekiyor. DEVİR AKILLI TELEFON DEVRİ
Cep telefonları günümüzde akıllı telefon olarak anılıyor. Akıllı telefon dediğimizde internete bağlanabilen, dahili kamerası ve dokunmatik ekranı olan, 3G ve WiFi bağlantı teknolojilerini kullanan mobil telefonlardan bahsediyoruz. Bu telefonlara ulaşmak eskisi kadar da zor değil; fiyatları yıldan yıla ucuzlayan bu cihazların hızı ve fonksiyonları da artıyor.
KİM KAZANIYOR, KİM KAYBEDİYOR
Yılların bir numaralı telefon üreticisi Nokia'nın akıllı telefonlar söz konusu olduğunda artık karşısında büyük rakipleri var. Apple, iPhone’uyla satış trendini son yıllarda hızla artırırken, Samsung da rakiplerini bir hayli terletiyor. Peki telefon satışlarında üreticiler ne durumda?

Tablo-1’e bakıldığında (aşağıda) Nokia’nın 2010 yılının 1. çeyreğine göre 2011’in aynı döneminde satışlarını düşürdüğü görülüyor. Samsung ve LG satışlarını artırırken, HTC'nin satışlarını yaklaşık 3 kat yükselttiği dikkat çekiyor. Apple, iPhone ile satışlarını ikiye katlarken, Çin merkezli Huawei ve Blackberry üreticisi RIM de satışlarını artıran üreticiler arasında…
Huawei’nin satışlarını artırmasının arkasındaki en önemli etken akıllı telefonlarının fiyatının rakiplerine göre çok daha düşük olması ve akıllı telefon olarak birçok fonksiyonu içermesi… Güney Kore’de bir ay gibi kısa bir sürede 1 milyona yakın satan Galaxy S2’nin mimarı Samsung ise son teknolojiyi yakından takip ediyor ve son kullanıcısına ulaştırıyor. Android işletim sistemini kullanan Samsung, çok daha hafif, ince ve hızlı Galaxy S2 model telefonuyla pazarda fark yaratmaya çalışıyor.
Apple'a gelince... Apple’ın iPhone'un satışlarını artırmasında birçok etken var elbette. Bunun başında Apple’ın çok iyi bir pazarlamacı olması ve son kullanıcının ihtiyacını analiz
ederek ürünlerini buna göre satışa sunması geliyor. iPad ile tablet bilgisayarlara ikinci baharını yaşatan şirket, son kullanıcının böyle bir ihtiyacı olmamasına rağmen ihtiyaç yaratarak kendisine yeni bir müşteri kitlesi yaratmıştı. Diğer şirketler ise Apple’ın peşinden kendi tabletlerini kullanıcıya sunmaya başladı. Bunun dışında Apple, efsaneleriyle de ünlü bir şirket…
İşte Apple’ın efsanelerinden iki örnek… İnanıp inanmamak size kalmış…
- Binlerce metre yükseklikte bulunan bir uçaktan yere düşen iPhone’a hiçbir şey olmadı. iPhone’un Find MyiPhone özelliğini kullanan kullanıcı, telefonunu bu yazılım sayesinde ormanın derinliklerinde buldu ve telefona hiçbir şey olmadığını gördü.
- iPhone 4 daha duyurulmadan bir barda bulundu. Barda bulunan iPhone Gizmodo başta olmak üzere binlerce haber sitesine haber oldu, dünya bu telefonu konuştu. Apple, barda bulunan iPhone’u kabul etti; mühendisin dalgınlığı sonucu telefonun barda unutulduğunu savundu.
RIM NEDEN BEKLENTİLERİN ALTINDA KALDI
Yine aynı tabloya göre RIM, satışlarını artırmış gözükse de, şirketin kendi beklentisine göre bu rakam daha az gerçekleşti. RIM’den yapılan açıklamada bu yılın ilk çeyreğinde şirketin karı 695 milyon dolarda kalırken, geçen yılın aynı döneminde bu rakam 769 milyon dolardı. RIM’in telefon satışlarından beklediğini bulamamasında BlackBerry PlayBook isimli tablet bilgisayarı da etkili oldu. Tüm enerjisini PlayBook’a harcayan RIM, pazara yeni bir akıllı telefon sunmak yerine geç kaldığı bir alana, tablet bilgisayar pazarına yatırım yapmayı yeğledi. Bir diğer etken ise RIM’in BlackBerry’lerinin sadece iş telefonu olarak görülmesi. Oysa diğer rakip telefonlara baktığımızda hem iş telefonu, hem eğlence odaklı telefonların tek bir vücutta buluştuğu aşikar… Yeni reklamlarında iş telefonu olarak anılmaktan kurtulmaya çalışan RIM, artık iş dünyası da dahil her kesime ulaşmaya çalışıyor.
ANDROID, SYMBIAN, iOS…
Akıllı telefonlarda yoğun olarak gördüğümüz Google’ın ücretsiz işletim sistemi Android, 36 milyonu bulan satış rakamıyla bir numaralı işletim sistemi. Nokia telefonlarda gördüğümüz Symbian 27 milyonla ikinci sırada yer alırken, iPhone’larda gördüğümüz iOS ise 16 milyonla ilk üçte yer aldı.
Android’in bir numaralı işletim sistemi olmasının en önemli sebebi telefon üreticilerinin büyük bir bölümünün Android’i tercih etmesi… HTC, Samsung, Sony Ericsson, Motorola, Huawei gibi üreticiler, ücretsiz olmasından ve dilediği gibi işletim sistemi üzerinde çalışabildiğinden, şekillendirebilmesinden dolayı Android’de karar kılıyor. (Tablo-2'den detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz)
DÜNYA GENELİ MOBİL TELEFON SATIŞLARI (2010-2011 1. ÇEYREK)
Tablo-1
- iPhone 4 daha duyurulmadan bir barda bulundu. Barda bulunan iPhone Gizmodo başta olmak üzere binlerce haber sitesine haber oldu, dünya bu telefonu konuştu. Apple, barda bulunan iPhone’u kabul etti; mühendisin dalgınlığı sonucu telefonun barda unutulduğunu savundu.
RIM NEDEN BEKLENTİLERİN ALTINDA KALDI

Yine aynı tabloya göre RIM, satışlarını artırmış gözükse de, şirketin kendi beklentisine göre bu rakam daha az gerçekleşti. RIM’den yapılan açıklamada bu yılın ilk çeyreğinde şirketin karı 695 milyon dolarda kalırken, geçen yılın aynı döneminde bu rakam 769 milyon dolardı. RIM’in telefon satışlarından beklediğini bulamamasında BlackBerry PlayBook isimli tablet bilgisayarı da etkili oldu. Tüm enerjisini PlayBook’a harcayan RIM, pazara yeni bir akıllı telefon sunmak yerine geç kaldığı bir alana, tablet bilgisayar pazarına yatırım yapmayı yeğledi. Bir diğer etken ise RIM’in BlackBerry’lerinin sadece iş telefonu olarak görülmesi. Oysa diğer rakip telefonlara baktığımızda hem iş telefonu, hem eğlence odaklı telefonların tek bir vücutta buluştuğu aşikar… Yeni reklamlarında iş telefonu olarak anılmaktan kurtulmaya çalışan RIM, artık iş dünyası da dahil her kesime ulaşmaya çalışıyor.
ANDROID, SYMBIAN, iOS…
Akıllı telefonlarda yoğun olarak gördüğümüz Google’ın ücretsiz işletim sistemi Android, 36 milyonu bulan satış rakamıyla bir numaralı işletim sistemi. Nokia telefonlarda gördüğümüz Symbian 27 milyonla ikinci sırada yer alırken, iPhone’larda gördüğümüz iOS ise 16 milyonla ilk üçte yer aldı.
Android’in bir numaralı işletim sistemi olmasının en önemli sebebi telefon üreticilerinin büyük bir bölümünün Android’i tercih etmesi… HTC, Samsung, Sony Ericsson, Motorola, Huawei gibi üreticiler, ücretsiz olmasından ve dilediği gibi işletim sistemi üzerinde çalışabildiğinden, şekillendirebilmesinden dolayı Android’de karar kılıyor. (Tablo-2'den detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz)
DÜNYA GENELİ MOBİL TELEFON SATIŞLARI (2010-2011 1. ÇEYREK)
Tablo-1
| Şirket | Satış Adedi (2011 1. Çeyrek) | Pazar Payı (2010 1. Çeyrek) | Satış Adedi (2010 1. Çeyrek) | Pazar Payı (2010 1. Çeyrek) |
| Nokia | 107,556K | 25,1 | 110,105K | 30,6 |
| Samsung | 68,782K | 16,1 | 64,897K | 18,0 |
| LG | 23,997K | 5,6 | 27,190K | 7,6 |
| Apple | 16,883K | 3,9 | 8,270K | 2,3 |
| RIM | 13,004K | 3,0 | 10,752K | 3,0 |
| ZTE | 9,826K | 2,3 | 6,104K | 1,7 |
| HTC | 9,313K | 2,2 | 3,378K | 0,9 |
| Motorola | 8,789K | 2,1 | 9,574K | 2,7 |
| Sony Ericsson | 7,919K | 1,9 | 9,865K | 2,7 |
| Huawei | 7,002K | 1,6 | 5,236K | 1,5 |
| Diğerleri | 154,770K | 36,2 | 104,230K | 29,0 |
| Toplam | 427,846K | 100,0 | 359,605K | 100,0 |
Kaynak: Gartner / Mayıs 2011 (K=1000 adet)
İŞLETİM SİSTEMİNE GÖRE DÜNYA GENELİ SATIŞ RAKAMLARI (2010-2011 1. ÇEYREK)
Tablo-2
| Şirket | Satış Adedi (2011 1. Çeyrek) | Pazar Payı (2010 1. Çeyrek) | Satış Adedi (2010 1. Çeyrek) | Pazar Payı (2010 1. Çeyrek) |
| Android | 36,267K | 36,0 | 5,226K | 9,6 |
| Symbian | 27,598K | 27,4 | 24,067K | 44,2 |
| iOS | 16,883K | 16,8 | 8,359K | 15,3 |
| RIM | 13,004K | 12,9 | 10,752K | 19,7 |
| Microsoft | 3,658K | 3,6 | 3,696K | 6,8 |
| Diğerleri | 3,357K | 3,3 | 2,402K | 4,4 |
| Toplam | 100,769K | 100,0 | 54,505K | 100,0 |
Kaynak: Gartner / Mayıs 2011 (K=1000 adet)
Kaynak : www.hurriyet.com.tr
Pazartesi, Mayıs 23, 2011
Wi-Fi hızınız neden yavaş? İşte sebepleri ..
Kablosuz internet ağında yavaşlık hisseden kullanıcılar dikkat! İşte Epitiro'nun araştırmalarına göre Wi-Fi'da hız kaybına sebep olan 6 şey:
Ayrıntıları Okuyun...
Kablosuz ağınızda bir yavaşlık seziyor ve bunun sebebini bulamıyor musunuz? Genişbant analiz firması Epitiro, yaptığı yaptığı araştımalar sonucu bunu 6 sebebe bağlıyor. Açıklamalarda evde kullanılan Wi-Fi ağlarında %30'lara kadar hız kayıplarının yaşandığı da belirtiliyor. İşte ağ birimi yöneticisi Nadan Kalle'nin hız kaybına yol açabilecek durumlar olarak nitelendirdiği maddeler:
1. Komşunun Wi-Fi ağı: Wi-Fi çakışmalarının büyük oranda sebebi olan komşuların Wi-Fi ağları kalabalık olan 2.4GHz bandında çalışıyor. Birbirinden farklı 3 kanalın bulunduğunu ve bunların çok yoğun olduğunu söyleyen Kalle, 2.4GHz'in eski cihazlarda kullanıldığını söyledi. Kalle'nin önerisi ise yeni bir router satın almak. Kalle'ye göre 5GHz kimsenin bilmediği neredeyse 11 şeritli bir yol. Cihazı alırken de 802.11n MIMO cihazı olmasına dikkat edilmesi gerekiyor.
2. Elektronik ev aletleri: Evinizde kullandığınız bazı elektronik cihazlar Wi-Fi ağıyla çakışmalara neden oluyor. Mikrodalgalar ve kablosuz telefonlar da 2.4GHz bandını kullandığından dolayı yaşanan çakışmalar yavaşlamalara neden olmakta. Çözüm olarak evinize elektronik cihaz alırken imkanınız varsa 2.4GHz bandı dışında çalışan cihazları tercih edebilirsiniz.
3. Bluetooth cihazları: Çok eskiden geçerli olan bu durum artık günümüzde herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Çok eski bir telefon veya Bluetooth cihazları dışında Wi-Fi ağınız Bluetooth'dan etkilenmez.
4. İnsanlar: Sudan ve nemden de etkilenen Wi-Fi ağları, insan vücudundaki su durumuna göre de yavaşlama gösteriyor. Ancak bu yavaşlama kullanıcı tarafından hissedilmiyor.
5. Güvenlik ayarları: Bazı router'lardaki yüksek güvenlik ayarları sebebiyle performans etkilenebiliyor. Bu ayarları devre dışı bıraktığınızda ise sorun ortadan kalkıyor.
6. Eskimiş firmware: Kalle'nin son sözleri ise iyi bir firmware'ın olup olmadığı üzerineydi. Kalle bu konuya da önem gösterilmesi ve bunun sıklıkla denetlenmesi gerektiğini söyleyerek sözlerini bitirdi.
Kaynak : www.bilisimlive.com
Çarşamba, Mayıs 04, 2011
İnternetin ölüm tarihi: 22 Ağustos 2011
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nca (BTK) hazırlanan "İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar" 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK'nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek zorunda bırakılacak. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK tarafından belirlenecek. Bu uygulama dünyada Çin, Küba, İran gibi internetin "tutuklu" olduğu ülkelerde kullanılıyor.
eçtiğimiz günlerde basının gündemine gelen "yasaklı kelimeler listesi" büyük tepki almıştı. Ancak bu yasaklı kelimeler listesinin buzdağının görünen kısmı olduğu çok geçmeden ortaya çıktı.
Dayanağı nedir?
5809 sayılı Kanunun 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile 28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, BTK tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Şubat 2011 tarihinde 2011/DK-10/91 no’lu karar ile onaylanarak, “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesine karar verildi.
22 Ağustos'ta devreye girecek sistemde internete devlet daha doğrusu "BTK" tarafından belirlenen 4 filtre tipinden birini seçerek girebileceğiz. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Ayrıca internet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor, aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.
"Ben giriyorum, siz de girin"den "Ben de giremiyorum artık"a...
Düzenlemeye göre 4 tip filtre yer alacak. Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket. Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Bu filtre tipini internet kafelerde uygulanan "Websense" filtresine benzetebiliriz. Yani sadece internet kafenin belirleyebildiği sitelere girebileceksiniz. Bu tür filtre sistemleriyle içeriğinde sorun olmasa bile birçok sitenin filtreye takıldığı kullanıcılar tarafından biliniyor.
Git gide uçsuz bucaksız bir dünya olma yolunda ilerleyen interneti "güvenli internet" sloganının arkasına sığınarak "terbiye edilmiş internet"e dönüştürecek bu uygulamanın dünyada sınırlı sayıda örneği var. Bu örneklerde Çin, Küba, İran gibi internetin sıkı bir sansür altında tutulduğu ülkelerle sınırlı.
Bu uygulamayla ilgili olarak Yeni Medya Düzeni için bir makale yazan Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Mutlu Binark, 22 Ağustos'ta uygulamaya girecek bu esaslara karşı durulması gerektiğini belirtmişti.
Binark bu görüşüne destek olarak bu sistemin internet kullanıcılarını sınıflandırdığını ve bu esaslarla "internetteki zararlı içerikten korunma" adı altında internetin sınırlandırıldığını ifade etti.
Bu tür filtreler şu anda da var
Bu tür filtre sistemleri işletim sistemleri, internet servis sağlayıcılar ya da internetten bulunabilecek programlar sayesinde isteyen kullanıcılar tarafından zaten istenildiği zaman kullanılabiliyor. Yani zaten kullanıcı böyle bir opsiyona sahip. Ancak BTK'nın uygulamasıyla bu durum bir opsiyon olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.
Binark, "Bu usul ve esasların arkasındaki zihin örüntüsünün kendi yurttaşını birey olarak görmediğini, onun adına eylemeye muktedir olarak sadece kendini ve kendinin mutlak otoritesini ve bu mutlak otoritenin doğruluğunu gördüğünü belirtmek gerekir. Bu anlamda burada herşeyi bilen muktedir özne BTK ve muteber vatandaşlar da İnternet erişim özgürlükleri ile İnternet ortamında seçme haklarının “onların iyilikleri adına” ellerinden alınmasına rıza gösterenlerden oluşmakta. Devlet eliyle, filtreleme uygulamasının topyekünleştirilmesine ve zorunlu kılınmasına yol açacak bu uygulamanın benzer örnekleri ancak Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, İran, Tayland gibi yurttaşlarının siberuzama erişimini sınırlandıran ve engelleyen ülkelerden verilebilir" diyerek uygulamanın zararlarına dikkat çekti.
TWITTER'DA 22 AĞUSTOS DEPREMİ... SERDAR KUZULOĞLU İNTERNETİN ÖLÜM TARİHİ İÇİN NE DİYOR? TIKLAYIN
Binark, "Bu internet filtresi uygulamasıyla, birey korumacı ve kollamacı bu muhafazakar ideoloji tarafından pasifize edilmekte, zihni “tek doğru, tek renk, tek söylem” çağrısına uymaya, sağduyuya davet edilmektedir. Bu nedenle, Ağustos 2011’den itibaren İnternet ortamına erişimde aklını kullanmaya muktedir bireyin akıl ve irade özgürlüğünü elinden alan bu usul ve esaslara karşı durmak, yürürlüğe girmesine itiraz etmek gereklidir" diye de yazdı.
Türkiye'de internet nereye gidiyor?
BM desteğiyle Freedom House tarafından Nisan 2011 de yayınlanan İnternette Özgürlük Raporu’na göre, Türkiye’nin “kötü puan’ını 42'den 45'e yükselterek” internete erişim özgürlükleri konusunda geriye doğru gitmeyi sürdürüyor.
Bu uygulamayla BTK, kimin hangi siteye girebileceğine, hangi blogu okuyabileceğine, hangi tartışma grubuna katılabileceğine kendi kendine karar vermiş olacak. İstediği herhangi bir siteyi, sayfayı kara listeye alarak sizin ulaşmanızı engelleyebilecek. Böyle Türkiye'nin İnternette Özgürlük Raporu'nda kendini İran ve Çin'in arasında bulması sandığınız kadar uzak bir gelişme değil.
Standart paket sansürsüz değil mi?
En özgür gibi görünen Standart paket de bir filtre paketi ve BTK tarafından belirlenen erişim engellerine ve kara listelere tabi. Yani YouTube kapalıyken önceden DNS ile girebiliyordu. Ancak bu paket altında erişimi engellenmiş YouTube'a girmek mümkün olmayacak.
Dava açıldı
IPS İletişim Vakfı-Bianet, 13 Nisan 2011 tarihinde “yürütmenin durdurulması” talebiyle, söz konusu usul ve esaslara karşı Danıştay’a iptal davası açtı. Vakıf, Danıştay’a yaptığı başvuruda BTK’nın aldığı yeni kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtladığını belirtti. Vakıf adına başvuruda bulunan avukat Ayşe Altıparmak, BTK’nın keyfi bir şekilde yasaklı siteler listesi hazırlayabileceğini, çocukları zararlı içerikten korumak için ebeveynlerin yerine devlet eliyle karar verilmesinin doğru bir uygulama olmadığını belirterek, “Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa özdenetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile internet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır” açıklamasında bulunmuştu.
BTK'dan ses yok
Twitter'da ve internette kıyametler koparken filtrelerin mucidi BTK'dan herhangi bir açıklama gelmedi.
22 Ağustos Twitter'da dünya trendi oldu
Haberin CNNTurk.com'da yayımlanmasının ardından Twitter'da büyük bir hareketlilik başladı. 22agustos Türkiye'de trend olarak listeye girerken konuyla ilgili tweet yağdı. Hızla artan tweetlerle birlikte 22agustos dünyada da 1 numaralı trend oldu.
Dayanağı nedir?
5809 sayılı Kanunun 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile 28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, BTK tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Şubat 2011 tarihinde 2011/DK-10/91 no’lu karar ile onaylanarak, “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesine karar verildi.
22 Ağustos'ta devreye girecek sistemde internete devlet daha doğrusu "BTK" tarafından belirlenen 4 filtre tipinden birini seçerek girebileceğiz. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Ayrıca internet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor, aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.
"Ben giriyorum, siz de girin"den "Ben de giremiyorum artık"a...
Düzenlemeye göre 4 tip filtre yer alacak. Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket. Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Bu filtre tipini internet kafelerde uygulanan "Websense" filtresine benzetebiliriz. Yani sadece internet kafenin belirleyebildiği sitelere girebileceksiniz. Bu tür filtre sistemleriyle içeriğinde sorun olmasa bile birçok sitenin filtreye takıldığı kullanıcılar tarafından biliniyor.
Git gide uçsuz bucaksız bir dünya olma yolunda ilerleyen interneti "güvenli internet" sloganının arkasına sığınarak "terbiye edilmiş internet"e dönüştürecek bu uygulamanın dünyada sınırlı sayıda örneği var. Bu örneklerde Çin, Küba, İran gibi internetin sıkı bir sansür altında tutulduğu ülkelerle sınırlı.
Bu uygulamayla ilgili olarak Yeni Medya Düzeni için bir makale yazan Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Mutlu Binark, 22 Ağustos'ta uygulamaya girecek bu esaslara karşı durulması gerektiğini belirtmişti.
Binark bu görüşüne destek olarak bu sistemin internet kullanıcılarını sınıflandırdığını ve bu esaslarla "internetteki zararlı içerikten korunma" adı altında internetin sınırlandırıldığını ifade etti.
Bu tür filtreler şu anda da var
Bu tür filtre sistemleri işletim sistemleri, internet servis sağlayıcılar ya da internetten bulunabilecek programlar sayesinde isteyen kullanıcılar tarafından zaten istenildiği zaman kullanılabiliyor. Yani zaten kullanıcı böyle bir opsiyona sahip. Ancak BTK'nın uygulamasıyla bu durum bir opsiyon olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.
Binark, "Bu usul ve esasların arkasındaki zihin örüntüsünün kendi yurttaşını birey olarak görmediğini, onun adına eylemeye muktedir olarak sadece kendini ve kendinin mutlak otoritesini ve bu mutlak otoritenin doğruluğunu gördüğünü belirtmek gerekir. Bu anlamda burada herşeyi bilen muktedir özne BTK ve muteber vatandaşlar da İnternet erişim özgürlükleri ile İnternet ortamında seçme haklarının “onların iyilikleri adına” ellerinden alınmasına rıza gösterenlerden oluşmakta. Devlet eliyle, filtreleme uygulamasının topyekünleştirilmesine ve zorunlu kılınmasına yol açacak bu uygulamanın benzer örnekleri ancak Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, İran, Tayland gibi yurttaşlarının siberuzama erişimini sınırlandıran ve engelleyen ülkelerden verilebilir" diyerek uygulamanın zararlarına dikkat çekti.
TWITTER'DA 22 AĞUSTOS DEPREMİ... SERDAR KUZULOĞLU İNTERNETİN ÖLÜM TARİHİ İÇİN NE DİYOR? TIKLAYIN
Binark, "Bu internet filtresi uygulamasıyla, birey korumacı ve kollamacı bu muhafazakar ideoloji tarafından pasifize edilmekte, zihni “tek doğru, tek renk, tek söylem” çağrısına uymaya, sağduyuya davet edilmektedir. Bu nedenle, Ağustos 2011’den itibaren İnternet ortamına erişimde aklını kullanmaya muktedir bireyin akıl ve irade özgürlüğünü elinden alan bu usul ve esaslara karşı durmak, yürürlüğe girmesine itiraz etmek gereklidir" diye de yazdı.
Türkiye'de internet nereye gidiyor?
BM desteğiyle Freedom House tarafından Nisan 2011 de yayınlanan İnternette Özgürlük Raporu’na göre, Türkiye’nin “kötü puan’ını 42'den 45'e yükselterek” internete erişim özgürlükleri konusunda geriye doğru gitmeyi sürdürüyor.
Bu uygulamayla BTK, kimin hangi siteye girebileceğine, hangi blogu okuyabileceğine, hangi tartışma grubuna katılabileceğine kendi kendine karar vermiş olacak. İstediği herhangi bir siteyi, sayfayı kara listeye alarak sizin ulaşmanızı engelleyebilecek. Böyle Türkiye'nin İnternette Özgürlük Raporu'nda kendini İran ve Çin'in arasında bulması sandığınız kadar uzak bir gelişme değil.
Standart paket sansürsüz değil mi?
En özgür gibi görünen Standart paket de bir filtre paketi ve BTK tarafından belirlenen erişim engellerine ve kara listelere tabi. Yani YouTube kapalıyken önceden DNS ile girebiliyordu. Ancak bu paket altında erişimi engellenmiş YouTube'a girmek mümkün olmayacak.
Dava açıldı
IPS İletişim Vakfı-Bianet, 13 Nisan 2011 tarihinde “yürütmenin durdurulması” talebiyle, söz konusu usul ve esaslara karşı Danıştay’a iptal davası açtı. Vakıf, Danıştay’a yaptığı başvuruda BTK’nın aldığı yeni kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtladığını belirtti. Vakıf adına başvuruda bulunan avukat Ayşe Altıparmak, BTK’nın keyfi bir şekilde yasaklı siteler listesi hazırlayabileceğini, çocukları zararlı içerikten korumak için ebeveynlerin yerine devlet eliyle karar verilmesinin doğru bir uygulama olmadığını belirterek, “Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa özdenetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile internet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır” açıklamasında bulunmuştu.
BTK'dan ses yok
Twitter'da ve internette kıyametler koparken filtrelerin mucidi BTK'dan herhangi bir açıklama gelmedi.
22 Ağustos Twitter'da dünya trendi oldu
Haberin CNNTurk.com'da yayımlanmasının ardından Twitter'da büyük bir hareketlilik başladı. 22agustos Türkiye'de trend olarak listeye girerken konuyla ilgili tweet yağdı. Hızla artan tweetlerle birlikte 22agustos dünyada da 1 numaralı trend oldu.
Kaynak : www.cnnturk.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























